
Çocuklar Çocukları Öldürüyor:
Cezasızlık Kimi Koruyor?
Son yıllarda yaşanan çocuk cinayetlerinin en sarsıcı yanı şudur:
Ölen çocuklar da, öldürenler de çocuk.
Reşit olmayan failler…
“Yaş küçüklüğü” gerekçesiyle ya hiç ceza almıyorlar ya da sembolik yaptırımlarla serbest kalıyorlar.
Ve biz buna bir gerekçe bulup rahatlıyoruz: Hukuk böyle!
Hayır!
Hukuk böyle olmak zorunda değil.
Cezasızlık Yeni Suçların Kapısını Açıyor
Bir çocuk, başka bir çocuğu öldürdüğünde;
“Nasıl olsa ağır ceza almam” algısıyla sistem onu fiilen koruyorsa, burada adalet değil, çöküş vardır.
Elbette çocuk failler yetişkinlerle aynı kefeye konulamaz.
Ama hiçbir çocuk cinayeti cezasız bırakılamaz.
Bugün yaşadığımız sorun şudur:
Ağır suç işleyen çocuklar için etkin bir yaptırım sistemi yok.
Islah, rehabilitasyon ve denetim mekanizmaları yetersiz ve göstermelik.
Topluma geri dönen çocuklar takipsiz ve desteksiz bırakılıyor.
Bu tablo, yeni şiddet döngülerini besliyor.
Yasalar Ne Yapmalı?
Artık açık konuşmanın zamanı gelmiştir.
Çocuklar tarafından işlenen ağır suçlar için özel bir ceza rejimi oluşturulmalıdır.
Cinayet, ağır yaralama ve cinsel saldırı gibi suçlarda “yaş indirimi” otomatik olmamalıdır.
Her vaka için psikolojik, sosyolojik ve güvenlik değerlendirmesi zorunlu olmalıdır.
Cezasızlık değil, denetimli ve zorunlu ıslah sistemi getirilmelidir.
Kapalı ya da yarı kapalı ıslah merkezleri; eğitim, psikolojik destek ve sıkı denetimle yeniden yapılandırılmalıdır.
“Sal gitsin” anlayışı terk edilmelidir.
Ağır suç işleyen çocuklar için uzun süreli devlet gözetimi zorunlu olmalıdır.
Serbest bırakılan her çocuk, eğitimden psikolojik desteğe kadar devletin aktif takibi altında olmalıdır.
Peki Bu Çocuklar Neden Bu Hâlde?
Asıl acı soru budur.
Bugünün çocukları neden bu kadar öfkeli, bu kadar şiddete meyilli?
Çünkü:
Şiddeti evde görüyorlar. Şiddet uygulayan çocuğun ailesi de en az çocuk kadar bu şiddetten sorumludur.
Dijital dünyada denetimsiz şiddete maruz kalıyorlar.
Okullarda rehberlik sistemi çökmüş durumda.
Aileler yalnız, yoksul ve desteksiz.
Çocuklar korunmuyor, izlenmiyor, ciddiye alınmıyor.
Bir çocuğun eline bıçak alıp başka bir çocuğa yönelmesi, bir anda olan bir şey değildir.
Bu, yılların ihmalinin sonucudur.
Siyasetin Kaçamayacağı Gerçek
Bu tablo bir “nesil sorunu” değildir.
Bu, yönetim sorunudur.
Çocukları koruyacak sosyal politikaları üretmeyen,
eğitim ve psikolojik destek sistemini güçlendirmeyen,
şiddeti önleyici yasaları uygulamayan her yönetim bu sonuçtan sorumludur.
Bugün çocuklar hem fail, hem mağdur hâline geldiyse;
ortada açık bir devlet zaafı vardır.
Topluma Düşen Sorumluluk
Ama sadece devleti işaret edip susamayız.
Şiddeti normalleştiren dil,
“erkeklik”, “güç”, “intikam” övgüsü,
çocuğu birey olarak görmeyen anlayış
hepimizin payı olan bir karanlıktır.
Bir çocuğun şiddete sürüklenmesi de,
başka bir çocuğun öldürülmesi de
hepimizin ortak utancıdır.
Son olarak,
Çocuklar çocukları öldürüyorsa;
sorun yalnızca adliyelerde değil, evlerde, okullarda ve Meclis’tedir.
Cezasızlıkla merhamet karıştırılamaz.
Merhamet, suçu görmezden gelmek değil;
suçu önleyecek cesareti göstermektir.
Çocuklar için adalet ertelenemez.
Çünkü her ertelenen adalet, bir sonraki çocuğun hayatına mal oluyor.






