
Hayatın Sessiz Tamamlayıcısı
Günlük hayatta fark etmeden kullandığımız bir kelime var: eşlikçi.
Aslında ne kadar sade ve sıradan görünüyor değil mi?
Oysa hayat dediğimiz uzun yolculuğun neredeyse her anında, her köşesinde bir eşlikçi gizlidir.
Kimi zaman bir insan,
Kimi zaman bir tat,
Kimi zaman bir müzik,
Kimi zaman da yalnızca bir his…
Hadi bir düşünelim.
İyi bir yemek, doğru bir eşlikçiyle tamamlanır. Tek başına yemek sadece açlığı giderir; fakat yanında doğru tatlar olduğunda harika bir tamamlayıcı olur.
Dünya gastronomisinin en saygın ödülü olan Michelin Yıldızı, aslında şefin yalnızca yaptığı yemeği değil, o yemeğe kattığı hayal gücünü ve yemeğin yanındaki doğru eşlikçileri ödüllendirir.
Bugün dünyanın en büyük şeflerinden biri olarak kabul edilen Alain Ducasse’nin 21 Michelin Yıldızı’na sahip olması tesadüf değildir. Onu özel yapan sadece kullandığı teknikler değil; yemeklerinin yanında sunduğu ince düşünülmüş eşlikçileridir.
Ducasse’nin imza yemeklerinden biri olan kuzu…
Etin yumuşaklığı, derisinin çıtırlığı, yüksek aromasının yanında onu asıl unutulmaz yapan aslında yanındaki eşlikçileri; yani deniz börülcesi, bezelye, deniz salatalığı ve taze yeşilliklerle yaptığı dokunuşudur.
Tatlı, tuzlu ve otsu aromaların kahramanı olan bu küçük dokunuşlar, ana yemeğin bir adım öne çıkmasını sağlayan gerçek eşlikçilerdir.
Güzel bir yemeğin tamamlayıcısı olan salata iyi bir eşlikçidir. Bazen sadece yardımcı yemek gibi görünse de damakta bıraktığı tazelikle sofranın ruhunu tamamlar.
Özenle hazırlanmış bir sofrada kiminle oturduğumuz ise çoğu zaman yemeklerden daha değerlidir. Çünkü iyi bir masanın gerçek eşlikçisi; o masada bize kendimizi iyi hissettiren ruhumuza iyi gelen insanlardır.
Peki sadece mutfakta mı böyledir?
Elbette hayır.
Hayatın her sahnesinde eşlikçiler vardır.
Opera salonlarını düşünelim.
Sahnede duyduğumuz kusursuz uyumun arkasında, çoğu zaman gözden uzak ama büyük emek veren kahramanlar vardır. Mesela repetitörler.
Opera provalarında piyanolarıyla eşlik eden bu ustalar, karmaşık orkestra notalarını, canlı orkestranın ruhunu bozmadan ustalıkla sadeleştirirler. Operaya hizmet eden bu eşlikçiler solistler ve koro üyeleriyle birlikte çalışarak, şarkıcıların perdesini, ritmini, müzikalitesini düzelterek koca bir orkestranın ruhunu tek başlarına taşırlar.
Sonra biz ortaya çıkan bu şarkılara eşlik ederiz.
Her nefes, her nota, her duygu…
Büyük gösterinin görünmez ama en önemli eşlikçileridir onlar.
Bir mekâna girdiğimizde duyduğumuz hafif bir müzik.
Fark etmeden ruhumuza eşlik eder.
Güzel bir akşam yemeğinde fonda çalan bir melodi hem masaya hem de akşama eşlik eder.
Keyifli bir sohbetin eşlikçisi de iyi bir dosttur.
Bazen sadece bakışıyla, bazen de hiçbir şey söylemeyip varlığıyla sohbetimize eşlik eden en sahici sestir. Birlikte susabildiğimiz kişidir aslında gerçek eşlikçi.
Kelimelere ihtiyaç duymadan, hislerimize tercüman olan.
Birlikte çalıştığımız iş arkadaşlarımız…
Birlikte uyum içinde çalışmak gün içerisinde verilen küçük bir kahve molası, uzun bir mesaiyi birlikte tamamladığımız eşlikçilerimizdir.
Ve hayat dediğimiz uzun yolda…Hayatı paylaştığımız eş…
O yalnızca bir yol arkadaşı değildir; zamanın içinden geçerken ruhumuza eşlik eden en derin tamamlayıcıdır.
Paylaştığımız sevgi, kurduğunuz yuva, birlikte attığımız her adım…
İşte bu yüzden eş dediğimiz kişi, sadece yol arkadaşı değil; ruhumuza tutulan bir fener ve kalbimizin gerçek eşlikçisidir.
Eşlikçi kelime olarak belki hafif ama anlam olarak çok büyüktür.
Hayatın bize sessizce sunduğu tüm tamamlayıcılara, yolumuzun üzerindeki görünmez iyiliklere, soframıza, müziğimize, şarkılarımıza, işimize, dostlarımıza, eşimize…
Kim bilir, belki de hayatın en güzel tarafı; hiçbir şeyi tek başımıza yaşamak zorunda olmadığımızı hatırlatan bu eşlikçilerdir.
Ve belki asıl soru şudur:
Biz kimin eşlikçisiyiz? Kimin yolunu güzelleştiriyoruz, hangi sofrada iz bırakıyoruz, hangi gönüle iyi geliyoruz?







Çok güzel bir konu Eşlikçilik hayatımızın olmazsa olmazı. Adeta tadı tuzu. Ancak bu kadar güzel anlatılabilirdi.