
"Yan Yana" Üzerine
“Ben özgürce saçmalamak istiyorum” diyor, Refik…
Ve belki de filmin tamamını özetleyen bir cümle bu.
Yılın bitmesine sayılı günler kala rotanızı sinema salonlarına çevirmeniz için güzel bir sebep daha var. Usta oyuncu Haluk Bilginer’in Refik, son dönemlerin parlayan yıldızı Feyyaz Yiğit’in Ferruh karakterine hayat verdiği “Soyut Dışavurumcu Bir Dostluğun Anatomisi Veyahut Yan Yana” hem iş hem arkadaşlık ilişkisini konu alan bir uyarlama film.
Filmin orijinali, gerçek bir hayat hikayesine dayanan Fransız yapımı “The Intouchables (Can Dostum)”. Türkiye uyarlaması ise oldukça başarılı olmuş. Son zamanlarda izlediğim en keyifli Türk filmleri arasında yerini aldı.
Filmin konusu belki yeni veya farklı bir hikâye değil; ama özünde iki farklı dünyanın birbirine tutunma hikayesini etkileyici şekilde anlatıyor. Sanatı, dostluğu, birbirine iyi gelmeyi ve hayatın tuhaflıklarını hem mizahi hem de duygusal anlamda harmanlayarak seyirciye aktaran, sıcak dram-komedi.
14 Kasım da vizyona giren “Yan Yana”, güçlü bir başlangıç yaparak kısa sürede geniş bir seyirci kitlesine ulaştı. Komedi dozu hayli yüksek olan film; hayata, dostluğa, mutluluğa ve gerçek hayatta nelerin önemli olduğuna dair pek çok şey anlatıyor.
Filmin baş karakterlerinden:
Refik; paraşüt kazasından sonra boyundan aşağısı felç kalan, resim koleksiyonları, galeriler, sakin ve sessiz, varlıklı ama yalnız bir adam.
Ferruh; eski mahkûm, iş peşinde koşan, kendine ait hayatı olmayan, yaşamı pek de ciddiye almayan kural tanımaz, ölçü bilmez, ama özünde iyi kalpli bir adam.
Refik, kendisine yardımcı ararken Ferruh’un rahatlığı, hiçbir şeye aldırış etmeyen tavrı dikkatini çeker. Birbirine uyumsuz gibi görünen bu ikili zamanla aralarında güzel bir uyum yakalar. Farklı sosyal statüde ve çevrede iki insanın nasıl iki yakın arkadaş olabileceğine dair keyifli bir film, Yan Yana.
Filmin bana göre en büyük başarısı, iki kişinin farklılıklarını koruyarak birbirlerini iyileştirmeleri.
Refik, Ferruh’a hayatın inceliklerini gösterirken; Ferruh da Refik’e kabuğunu kırarak hayattan keyif almanın yollarını gösteriyor.
Tabi filmin sonunda, şu soruyu sormadan edemiyoruz:
İnsanları birbirine bağlayan şey gerçekten ne?
Akıl mı?
Eğitim mi?
Zevkler mi?
Kültür mü?
Statü mü?
Ortak çevre mi?
…..
…..
Belki de hiçbiri.
Bazen tek gereken şeyin sadece “Yan yana” durabilmek olduğunu görüyoruz. İncitmeden, değiştirmeye çalışmadan sadece Yan yana…







Kesinlikle, kaleminize sağlık. Ben de izlerken hem güldüm hem içim ısındı.