
Sağlıklı Yaşam = Pahalı Yaşam mı?
Sağlıklı yaşamak dediğimizde aklımıza ilk ne geliyor?
Organik etiketler mi?
Pahalı spor salonları mı?
Besin takviyeleri, özel diyetler, uzun alışveriş listeleri mi?
Peki gerçekten sağlık, ancak parası olanların ulaşabildiği bir şey mi?
Sağlıklı yaşam bir süredir satılan bir paket gibi sunuluyor. Alınca başlayacak, almazsak eksik
kalacakmışız hissi yaratıyor. Ama durup düşünelim: Sağlığın tamamı gerçekten satın alınabilir mi?
Bir şey satın aldığımızda motive oluyoruz, evet. “Başladım” hissi geliyor. Ama sonra ne oluyor?
Aldıklarımız hayatın neresine giriyor? Ne kadar kalıyor? Bir rutine dönüşüyor mu, yoksa bir heves
olarak mı kalıyor?
En pahalı takviyeyi alıp düzensiz kullandığımızda gerçekten ne değişiyor?
En iyi spor ayakkabısı dolapta duruyorsa, bedenin bundan haberdar mı?
Satın aldıklarımız çözüm mü, yoksa çözümmüş hissi mi veriyor?
Yürümek için gerçekten bir spor salonuna mı ihtiyacımız var?
Her gün atılan birkaç adım, sandığımızdan daha kıymetli olabilir mi?
Su içmek için özel şişelere mi ihtiyaç var, yoksa sadece hatırlamaya mı?
Uyku için önce bir ürün mü arıyoruz, yoksa düzenimizi mi kaybettik?
Telefonu biraz erken bırakmak, sandığımızdan daha büyük bir fark yaratıyor olabilir mi?
Belki de asıl soru şu: Sağlığımıza mı yatırım yapıyoruz, yoksa sağlıklı görünme fikrine mi?
Çünkü sağlık, dışarıdan nasıl göründüğümüzle değil; yıllar içinde bedenimizin bize nasıl eşlik
ettiğiyle ilgili.
Ertelenen bir kontrol,
Görmezden gelinen bir belirti,
“sonra bakarım” denilen bir alışkanlık…
Bunların bedeli gerçekten ne zaman ve nasıl karşımıza çıkıyor?
Belki de pahalı olan sağlık değildir.
Belki pahalı olan, ihmalin kendisidir.
Bu yazı bir cevap vermek için değil.
Bir şey öğretmek için de değil.
Sadece şunu sormak için:
Ben sağlığım için neyi satın alıyorum, neyi gerçekten sürdürüyorum?
Belki bu soruyu kendimize sormak bile, küçük bir adım olabilir.
Sağlıkla kalın,
Hem. Seçil Doğan Ekincioğlu






