
Aliço – Gönül Sözüyle
Yalova… Denizle ormanın birbirine sarıldığı, sessizliğinde huzur, yeşilinde umut saklı bir şehir. Her taşında, her ağacında, her rüzgârında derin bir hikâye vardır. Ama en güçlü hikâyesi, bu kente “Benim kentim” diyen Gazi Mustafa Kemal Atatürk’le başlar.
Atatürk’ün Yalova’ya sevdası, bir tatil yerini beğenmenin ötesindedir. O sevda, doğaya, insana ve geleceğe duyulan bir inancın adıdır. Termal’in sularında dinlenirken bile, bir yandan milletini düşünmüş, Millet Çiftliği’nde toprakla yoğrulmuş, tarımın ve üretimin önemini hatırlatmıştır. Onun gözünde Yalova, çağdaş Türkiye’nin küçük bir modeli olacaktı.
Bir gün, çınar ağacının dalları Köşk'ün çatısına değmişti. Herkes “Ağaç kesilsin” derken, o tek cümleyle bir dönemin vicdanını yazdı tarihe:
“Ağaç kesilmeyecek, bina kaydırılacak.”
İşte o gün Yalova, sadece bir şehir değil; doğayla insanın yan yana yaşayabileceğini kanıtlayan bir düşüncenin sembolü oldu.
Bugün Yalova’nın her köşesinde o sevdayı hissedersin. Sahilde yürürken rüzgâr kulağına fısıldar, “Burası Atatürk’ün kentidir.”
Ve bu şehir, hâlâ o sevdayla yaşar, doğayı severek, geçmişine sahip çıkarak, geleceğine umutla bakarak…
Atatürk’ün Yalova sevdası bize bir şey öğretir:
Gerçek sevda, sahip çıkmaktır.
Toprağa, insana, memlekete…
“Yalova, Atatürk’ün kalbinden düşen bir sevda damlasıdır.
O damla, bu kentin her yaprağında, her nefesinde yaşamaya devam ediyor.”







Çok duygulu bir yazı. Tebrik ederim