
YALOVA’DA DİK DURMAK: SIRÇA KÖŞKLERİN GÖLGESİNE KARŞI SOKAĞIN TAVRI
Yalova küçük şehir evet…
Ama son aylarda konuşulanlar, duyulanlar, sosyal medyaya düşen iddialar, kapalı kapılar ardındaki fısıltılar küçük değil.
Hırsızlık dosyaları, usulsüzlük söylentileri, kamu zararı tartışmaları, adamcılık, gruplaşma, torpil, liyakat kavgası…
Masumiyet karinesi bizde esastır; hiç kimse mahkeme kararı olmadan suçlanamaz. Ama bir gerçek daha var:
Bu şehir yoruldu. Bu şehir sorguluyor. Bu şehir artık göz göre göre yapılan yanlışa tahammül etmiyor.
Ve ben bir esnaf olarak şunu görüyorum:
Dosyalar büyüdükçe, güven küçülüyor; güven küçüldükçe sokak büyüyor.
Adam Gibi Durmak Ne Kadar Zor Olabilir?
Yalova’nın en büyük imtihanı şu, bir kişi yanlış yaptığında herkes laf söyleyebiliyor; ama o yanlış yapan “bizden biri” olunca dil bir anda tutuluyor.
Aynı partiden diye susanlar…
Aynı dernekten diye savunanlar…
Aynı masadan kalktığı için görmezden gelenler…
Bu şehrin çürümesi işte bu “bizim çocuk” lafının altına saklanıyor.
Adam gibi durmak, yanlış kimden gelirse gelsin “Bu yanlıştır kardeşim!” diyebilmektir.
Yakının yanlış yaptığında susmak değil; yanlış yapan kim olursa olsun karşısına dikilebilmektir.
Makamlar Değil, Vicdanlar Tartılıyor
Bugün ortaya saçılan her tartışma; belediye dosyası, kamu zararı tespiti, rüşvet iddiası, oda belgeleri kavgası… Hepsi bize tek bir şeyi hatırlatıyor,
Makamlar geçici, duruş kalıcıdır.
Yalova’da bazıları hâlâ zannediyor ki; yüksek tavanlı odalar, kalın masalar, pahalı koltuklar bir şeyi değiştirir.
Hayır.
Siz o ulaşılmaz sandığınız sırça köşklerde kimlerle oturursanız oturun, hangi kapılardan girip çıkarsanız çıkın, hangi unvanlara yaslanırsanız yaslanın…
Bizim tarafımız belli.
Sokağın Duruşu.
Bizim Yerimiz Halkın Yanı.
Bizim saflarımız; doğruyla, hakla, haklıyla sıkılaşır.
Bizim gücümüz “kimin adamı” olmaktan değil,Yalova’nın adamı olmaktan gelir.
Bizim yerimiz, Caddenin ortası, esnafın kapısı, meydanın gürültüsü, halkın nabzıdır.
Siz köşklerinizin camlarını parlatın; biz sokakta kirlenip her gün yeniden temizlenen bir vicdanın yanındayız.
Biz hesabımızı açık veririz.
Biz yanlışın kimden geldiğine bakmayız.
Biz “doğru”yu tutarız, “yanlışı” nereden gelirse gelsin reddederiz. Çünkü bu şehirde gerçek duruş; makam odalarında değil,asfaltı aşınmış sokaklarda belli olur.
Bu Şehirde Kim Korkmalı Peki?
Burada korkması gereken, makamını zırh yapan, adamcılığı alışkanlık hâline getiren, haksız kazancı normalleştiren kim varsa odur.
Korkmasın:
Dürüst memur,
emekçi işçi,
sigortasını günü gününe ödemeye çabalayan esnaf,
hak yememiş herkes.
Ama korksun:
Sırtını kişilere yaslayıp millete tepeden bakan herkes.
Ben Burak Balkuş, Fatih Caddesi’nde kepengi her sabah kendi elimle açan bir esnaf olarak şunu söylüyorum:
Bu şehirde adam gibi durmak hâlâ mümkündür.
Adam gibi yaşamak hâlâ mümkündür.
Adam gibi konuşmak hâlâ mümkündür.
Ve siz sırça köşklerinize saklanmaya devam edin…
Biz sokaktayız.
Biz meydandayız.
Biz Yalova’nın gerçeklerinde ve kalbindeyiz.
Halkla, hakla ve haklıyla yan yana.
Bu şehrin geleceği için kim yanlış yaparsa yapsın,
Karşısında duracak kadar dik,
doğruyu savunacak kadar cesur,
Yalova’ya bağlı kalacak kadar inanmış bir sokak var.
Ve o sokak biziz...






