

Harun Güleç ile Gelenekten Geleceğe Ticaret, Saha Hâkimiyeti ve Yeni Dönem Vizyonu
YALOVA’NIN REEL SEKTÖRÜNDEN YÜKSELEN GÜÇLÜ BİR SES:
HARUN GÜLEÇ İLE GELENEKTEN GELECEĞE TİCARET, SAHA HÂKİMİYETİ VE YENİ DÖNEM VİZYONU
Bazı iş insanları krizleri yalnızca tablolardan okur; bazıları ise ekonominin nabzını doğrudan tarlada, tezgâhta, kahvehanede ve fabrika sahasında tutar. 2 Nisan 1997 Yalova doğumlu Harun Güleç, henüz 30 yaşında olmasına rağmen ticaretin mutfağında çeyrek asrı, tepe yönetiminde ise 10 yılı geride bırakmış sıra dışı bir profil. Beykent Üniversitesi Uluslararası Ticaret Bölümü’nden aldığı vizyonu, 1979’dan bu yana kente büyük değer katan Güleç Kardeşler çatısı altında kurumsallaştıran Harun Güleç; Altınova’dan Armutlu’ya kadar uzanan devasa bir operasyon ağını yönetiyor.
Yılda 8 bin kişinin ağırlandığı dev kurban organizasyonlarının mimarı, Safranspor’dan Yalovaspor’a uzanan spor sevgisinin ve YAFEM ile sınırları aşan Türk dünyası kültür köprüsünün aktif emektarı olan Harun Güleç, bugünlerde Yalova Ticaret ve Sanayi Odası (YTSO) 4. Komite Kırmızı Liste meclis üyeliği adaylığıyla iş dünyasının gündeminde. Odanın konforlu koltuklarına değil, tüccarın Ankara’daki gür sesi olmaya talip olan Harun Güleç ile FORUM okurları için iş dünyasını, sahanın çıplak gerçeklerini ve gelecek hedeflerini konuştuk.
KÖKLER, EĞİTİM VE ÇEYREK ASIRLIK SAHA TELAFFUZU
FORUM: Harun Bey, iş dünyası sizi dinamik ve sahadan kopmayan bir lider olarak tanıyor. Ancak bu birikimin arkasındaki Harun Güleç portresini kendi cümlelerinizle dinlemek isteriz. Ticari serüveniniz nerede ve nasıl başladı?
HARUN GÜLEÇ: Ben 2 Nisan 1997’de gözlerimi Yalova’da açtım. Bu kentin sokaklarında büyüdüm, ilk, orta ve lise öğrenimimi bu topraklarda tamamladım. Ticaretle tanışmam ise takvim sayfalarıyla değil, çocukluk hatıralarımla başlar; henüz 5 yaşındayken ailemin yanında, tezgâhın başında, işin tam kalbindeydim. Teorik temellerimi İstanbul’da, Beykent Üniversitesi Uluslararası Ticaret Bölümü’nde attım. Küresel ticaretin dinamiklerini, makroekonomik dengeleri ve modern yönetim modellerini üniversitede öğrendikten sonra, hiçbir tereddüt yaşamadan memleketime, Yalova’ya döndüm. Aile şirketimiz olan Güleç Kardeşler bünyesinde sorumluluk üstlendim. Bugün 30 yaşındayım fakat geriye dönüp baktığımda, fiilen masada ve sahada yönetim sorumluluğu alışımın tam 10. yılındayım.
FORUM: 20 yaşında böylesine köklü bir yapıda inisiyatif almak büyük bir sorumluluk. Güleç Kardeşler bugün Yalova sathında nasıl bir hacme ulaştı?
HARUN GÜLEÇ: Bizim işimiz sadece fatura kesmek ya da depo yönetmek değil; bizim işimiz doğrudan insan. Bugün yaklaşık 1.500 aktif perakende ve cari müşterimizle kesintisiz bir bağımız var. Dağıtım filolarımız her sabah yola çıkar; Altınova’dan Armutlu’ya kadar Yalova’nın coğrafi sınırları içerisindeki en uç noktaya dahi ürün ulaştırırız. Çarşı merkezindeki esnafımızla da, dağın eteğindeki köylümüzle de aynı dili konuşuruz. Köy kahvesinde de otururuz, mahalle esnafının dükkânında da çay içeriz. Vatandaşın sevincinde, kederinde, doğumunda ve vefatında her daim yanındayız. Sosyal sermayemiz, ticari bilançomuzun katbekat önündedir.
YÖNETİMDE KURUMSAL DÖNÜŞÜM VE MÜŞTERİ ODAKLI YAKLAŞIM
FORUM: Geleneksel bir aile işletmesinde eğitimli genç bir yönetici olarak attığınız ilk stratejik adımlardan biri ne oldu?
HARUN GÜLEÇ: Ticarette en büyük tuzak, "En doğrusunu biz biliriz" kibrine kapılmaktır. Şirketimizde bu ezberi bozduk ve ilk iş olarak müşteri anket mekanizmasını kurduk. Yönetim yetkimle birlikte kararları kapalı kapılar ardında almak yerine, doğrudan müşterilerimize danışmayı tercih ettik. Onlara sorduk: "Hizmetlerimizde nerede eksiğiz? Nerede lüzumsuz enerji sarf ediyoruz? Nerede daha etkin olmalıyız?" Bu yaklaşım, işletmemizin operasyonel verimliliğine doğrudan ve somut katkı sağladı.
FORUM: Müşterileriniz bu kurumsal yaklaşıma nasıl tepki verdi? Sahadan geri dönüşler ne yönde oldu?
HARUN GÜLEÇ: Karşılarında kendilerini gerçekten dinleyen, eleştiriyi baş tacı eden bir yönetim görünce kendilerini çok daha değerli hissettiler. Bu değer algısı, hem ticari iş birliklerimizin hacmini artırdı hem de aramızdaki güven bağını perçinledi. Bir sorun iletildiğinde önce canı gönülden dinliyoruz. Konuyu şirket içinde masaya yatırıp fizibilitesini yapıyoruz; eğer uygulanabilirse hızla hayata geçiriyoruz. Şayet operasyonel şartlar buna izin vermiyorsa, gerekçeleriyle birlikte müşterimize şeffaf bir geri dönüş sağlıyoruz. Profesyonel esnaflık tam olarak budur.
DEV BİR OPERASYON VE LOJİSTİK BAŞARISI: KURBAN ORGANİZASYONU
FORUM: Güleç Kardeşler denince Yalova’da ilk akla gelenlerden biri de muazzam bir kitleyi ağırlayan Kurban Bayramı organizasyonunuz. Bu süreci 18 yaşınızdan beri bizzat sizin yönettiğinizi biliyoruz. 2026 yılı tablosu nasıldı?
HARUN GÜLEÇ: Evet, bu organizasyonun baştan sona tüm sorumluluğu tam 12 yıldır bana ait. Bizim için süreç bayram sabahı başlamaz. İlk gün üç amcam ve tüm aile bireyleriyle birlikte misafirlerimizi karşılar, satışlara başlarız. O andan bayram sabahına kadar gelen her yeni müşteriye tesisi bizzat ben gezdiririm; eski müşterilerimizle zaten akraba gibiyizdir, kurbanlarını birlikte seçeriz. Bayram günü ise kapıda karşılama, sıra dağıtımı, kesim akışı, etlerin işlenmesi ve pay sahiplerine teslimine kadar her adımı tek bir aksama olmadan koordine ederim.
FORUM: Binlerce insanın aynı anda bulunduğu bir operasyonu yönetmek ciddi bir tesis altyapısı ve kusursuz bir lojistik gerektirir. Tesisinizde bayram günü nasıl bir düzen hâkim?
HARUN GÜLEÇ: 2026 yılında yaklaşık 250 büyükbaş kurban kesimi gerçekleştirdik ve bayram sabahı tesisimizde yaklaşık 8.000 vatandaşımızı ağırladık. Bu kitleyi sadece et almaya gelen birer müşteri olarak görmüyoruz; onları hanemize gelmiş birer misafir olarak ağırlıyoruz. Sabah kahvaltısı, geleneksel etli pilav, tatlı ve içecek ikramlarımız zaten standartımız. Ancak biz çıtayı yukarı taşıdık: Çocuklar için 7 büyük eğlence alanı ve lunapark, yetişkinler için dinlenme ve oyun parkurları kurduk. Ayakkabı boyacısından közde Türk kahvesine, Osmanlı şerbetinden pamuk şekere kadar her detayı düşündük.
FORUM: Peki, et teslimatı gibi en sancılı görülen lojistik aşamayı nasıl çözdünüz?
HARUN GÜLEÇ: 25 bin metrekarelik devasa bir otopark alanımız var. Kurduğumuz mobil kurye ve araç filosu sayesinde hissedarlarımız ağır et paketlerini taşımak zorunda kalmıyor. Tesisimizden alınan kurban hisseleri, görevlilerimiz tarafından doğrudan vatandaşlarımızın bagajına kadar teslim ediliyor. Misafirlerimiz hiçbir zahmet çekmeden, tebrik edilerek ve memnuniyetle uğurlanıyor.
ÇALIŞAN BAĞLILIĞI VE İNSAN KAYNAĞI FELSEFESİ
FORUM: İş dünyasında en büyük problemlerden biri personel sirkülasyonu. Fakat sizin işletmenizde tablonun çok farklı olduğunu duyuyoruz. Çalışanlarınızla olan bağınızı nasıl kurdunuz?
HARUN GÜLEÇ: Çok iddialı gibi gelebilir ama somut bir gerçektir: 2026 yılı itibarıyla işletmemizdeki en yeni çalışanımız 15 yıllık. 1979’dan beri faaliyette olan bir kurum olarak bugüne kadar 25 ila 30 çalışanımızı emekli ettik. Emekli olduktan sonra dahi bizimle çalışmaya devam eden yaklaşık 15 emektarımız var. Hâlihazırda 30 sigortalı personelimiz görev yapıyor. Aileleriyle birlikte düşündüğünüzde biz 100 kişilik büyük, kenetlenmiş bir aileyiz.
FORUM: 15 yıllık en yeni personel... Bu aidiyetin formülü nedir?
HARUN GÜLEÇ: Formül samimiyettir. Personelimizin iyi gününde, evladının doğumunda, acı gününde ve hayat mücadelesinde daima yanındayız. Elimizi taşın altına koyarak onların refahını nasıl artıracağımızın derdindeyiz. Ancak bunu yaparken kurumsallıktan ve profesyonellikten asla ödün vermeyiz. Çalışan ile işveren arasında saygı, sevgi ve hakkaniyet dengesi sağlam kurulduğunda, başarı da kalıcılık da kendiliğinden geliyor.
SOSYAL SORUMLULUK: ŞEHİR KİMLİĞİ, SPOR VE KÜLTÜR MİRASI
FORUM: Ticari başarılarınızın yanı sıra kentteki sosyal, kültürel ve sportif faaliyetlerde de adınız sıklıkla geçiyor. Safranspor ve Yalovaspor süreçlerinden bahseder misiniz?
HARUN GÜLEÇ: Bizim hayat felsefemiz şudur: Önce kendi kapınızın önünü aydınlatacaksınız. Ben Safranlıyım. Safranspor Kulübü’nde yıllarca yöneticilik yaptım, hâlen de Asbaşkanlık görevimi sürdürüyorum. Köylerle yoğun ticari ve insani ilişkimiz olduğu için birçok köy kulübümüzün ve amatör branşın elinden tutuyoruz. Ancak en önemlisi, bu kentin ortak paydası olan Yalovaspor’dur. Biz bu şehirde doğduk, bu şehirde doyuyoruz ve bu topraklarda son nefesimizi vereceğiz. Dolayısıyla şehrimizin markası olan Yalovaspor’a her dönemde maddi ve manevi gücümüz nispetinde destek olduk, olmaya da devam edeceğiz. Üstelik biz bu destekleri bir yerlere aday olduğumuzda başlatmadık; bu bizim dünden bugüne taşıdığımız vicdani borcumuzdur.
FORUM: Bir diğer önemli şapkanız ise YAFEM. Türk Boyları Kültür Şöleni gibi uluslararası bir organizasyonun yönetimindesiniz. Bu misyon size ne ifade ediyor?
HARUN GÜLEÇ: YAFEM, Yalova’nın dünyaya açılan en kıymetli kültür köprüsüdür. İkinci dönemdir yönetim kurulu üyeliğini gururla yürütüyorum. Bu yıl 20-25 farklı ülkeden gelen onlarca ekibi, yüzlerce soydaşımızı Yalova’da misafir ettik. Mezhep, coğrafya, lehçe farklarını bir kenara bırakarak Türk dünyasının bin yıllık kültürünü, folklorunu, danslarını ve giyim kuşamını sahnede buluşturuyoruz. Dünyanın öbür ucundaki Türk kardeşlerimiz ile Yalova halkı arasında gönül bağı kuruyoruz. Türk’ün olduğu her yerde bir hayat mücadelesi ve bir umut vardır; biz bu şuuru diri tutmak ve gelecek nesillere aktarmakla mükellefiz.
YTSO VİZYONU, 4. KOMİTE KIRMIZI LİSTE VE ANKARA PERSPEKTİFİ
FORUM: Ve Yalova iş dünyasının yakından takip ettiği oda seçimleri... Geçmişte YTSO Genç Girişimciler Kurulu’nda Başkan Yardımcılığı yaptınız. O dönemden bahseder misiniz?
HARUN GÜLEÇ: Kasım 2023 ile Şubat 2026 tarihleri arasında Genç Girişimciler Kurulu Yönetim Kurulu Başkan Yardımcılığı görevini icra ettim. 40 yaş altı iş insanlarından oluşan bir yapımız vardı. Göreve gelir gelmez bugüne kadar yapılmamış olanı yaptık: Sahaya indik. 13 meslek komitesinin tamamında, yüzlerce genç işletme sahibini kapı kapı gezdik. Akşam saat 5’te dükkânına gittiğimizde henüz siftah yapamamış genç tüccarımızın derdini dinledik; finansmana erişimini, mal tedarikindeki sıkıntılarını not aldık. Hayatında odadan tek bir yetkilinin dahi "Hayırlı işler" demediği üyelerimizin hatırını sorduk, aidiyet hissettirdik. Topladığımız ve tespit ettiğimiz sorunları da ilgililerine ileterek, çözüm sağlanması konusunda gerekli adımlarımızı attık.
FORUM: Şimdi ise 4. Meslek Komitesi’nden Kırmızı Liste ile meclis üyeliğine adaysınız. Odaya bakış açınız ve temel motivasyonunuz nedir?
HARUN GÜLEÇ: Şunun altını kalın çizgilerle çizmek istiyorum: Yalova Ticaret ve Sanayi Odası’nın bugün modern ve fiziki açıdan çok güzel bir binası var. Ama benim o binanın lüksüne, makam araçlarına, odanın çayına, kahvesine ya da sekreteryasına ihtiyacım yok, aksine üyenin ve üyelerin daha rahat ticaret yapabilmesi için o binanın avantajlarına ihtiyacı var, dolayısıyla bugün ben veya aday olan hiçbir yönetici adayının lüksü ya da koltuğu düşündüğünü sanmıyorum ve düşünmemesi gerektiğini biliyorum. Allah’a şükür, ticari hacmimiz de imkânlarımız da ortadadır; Güleç Kardeşler çatısı altında kapımızdan giren her hemşehrimize çayımızı da kahvemizi de ikram eder, soframızı da açarız. Biz odaya bir şeyler almaya değil; şehre ve üyeye değer katmaya geliyoruz. Yapılmış her türlü iyi imkânı da üyelerin ve şehrin ticari gelişimi için kullanmayı hedefliyoruz.
FORUM: Peki, seçildiğiniz takdirde tüccar nasıl bir Meclis Üyesi görecek?
HARUN GÜLEÇ: Üyenin kapısını sadece 4 yıldan 4 yıla, seçim sandığı ufukta göründüğünde çalan bir zihniyete dönüşmeyeceğiz, olması gerektiği gibi her an üye ile şehir ile iç içe olacağız. Ben zaten hayatın içindeyim; her gün aynı lüks kafelerde oturmam, her akşam farklı bir esnafımın dükkânında çay içerim. Nalbura da giderim, sanayiye de uğrarım, lokantada da otururum. Esnafın derdi benim derdimdir.
4. Komitede kırmızı liste ile adayım; seçim sonrasında da dinamik, liyakatli ve güçlü meclis grubuyla birlikte Yalova’daki bütün sektörlerin tıkanmış damarlarını açmak için yapılacak tüm çalışmalara, tüm gücümle destek vereceğimi şimdiden beyan ederim.
Yalova’nın yerel bürokrasiyle aşılamayan meselelerini de Ankara’da ilgili ve gerekli kapıları aşındırarak, takipçisi olarak çözeceğiz. Tüccarın sesini başkente taşıyan, hakkını sonuna kadar savunan, çözüm odaklı, dinamik ve sahada olan bir meclis anlayışını hâkim kılacağız.
Biz laf üretmeye değil, gövdemizi taşın altına koyarak üreticimizin ve tüccarımızın önünü açmaya geliyoruz.



